.jpg)
Yazı yazmak zor iştir.
Konuşmağa benzemez.
Her eline kalem alan yazar sayılmaz.
Bir gazete ve dergide yayınlanan yazının hangi muhterem tarafından kaleme alındığı öyle pek önemli değildir.
Önemli olan yazının muhtevasıdır.
Bu yazıda ele alınan konuların okuyanların hepsini ne denli ilgilendirdiği de çok önemli sayılmaz.Oysa ki, bir yazarın yazdıkları aslında herkese bir şeyler verebilmelidir.
Yani yazılıp-çizilenlerin herkese hitabeder biçimde olmasına özen gösterilmesi beklenir.
Yazılmış yazıların tüm kamuoyu okuyucu kabul edilip, herkesi ne ölçüde ve ne şekilde ilgilendirdiği önemlidir.
Bir yerde yazı yazarak “ Bak bunları ben yazdım. Amma da döktürmüşüm değil mi?”böbürlenmesinden kendine “Adamlık” çıkarmaya çalışanlar “yazar” dediğimiz kategoriye girmezler.
Yazarın kimliği değil de yazdığı önemlidir anlayacağınız.
Eğer bu satırları yazan kişi kendi kimliğini belirtmiyor ise bu bir üsluptur.Eksiklik değildir.
Başka uydurma bir isimle de yazı yazılır. Bu da ayrı bir şekildir.
Bütün bunlara örnekler vardır basın dünyasında..
Uzun yıllar eski Tercüman Gazetesi’nde “ Anahtar deliğinden” başlıklı ve kim tarafından yazıldığı hiç bilinmeyen yazılar yayınlanmıştır.
Keza günlük gazetelerimizden birinde (Ulusal gazete) ayrı köşelerde biri gerçek ismi ve diğeri uydurma bir isimle olmak üzere iki köşe yazısı yazan bir meslektaşımız vardır.
Demek ki, bu sütunlarda yazısı yer alan kişinin adı soyadı pek önemli değildir.Yazdıkları önemlidir.Eğer yazdığımız şeyler faydalı ise mesele yok. Okuyucuların sadece bir bölümünü ilgilendiriyorsa yine mesele yok.Sadece bir kesimi ilgilendiriyorsa yine de bir diyeceğimiz olmamalıdır.
Tıpkı bu yazıda olduğu gibi..
Yazı önemlidir yazı..
İçinde ne var ona bakın siz, gazeteci müsveddeleri..
Bu satırları yazanın ismi bilinse ne yazar,bilinmese ne yazar?
Sanki bu satırların yazarını tanıyormuşsunuz da açıklamak istemiyormuşsunuz gibi yazılar yazmayın..
Eğer varsa ,okuyucularınızı insanlar hakkında şüpheye düşürmeyin..
Yüreğiniz yetiyorsa önce kendi kimliğinizi tanımaya çalışın.
Neleri ne amaçla yazdığınızı açıklayın.
Beklentilerinizi kamuoyunun onaylayacağı sınırlar içinde tutun. Hakkınız olanı yapın ve savunun. Başkalarına çıkarınız sebebiyle sataşma huyundan vazgeçin.
Hiç kimseye aba altından sopa göstermeyin..
Bir bakarsınız ki; elinizdeki sopayı almışlar vuruyorlar belinizin ortasına..
***
Bu satırların sahibi, bu sütundaki yazılarını kendisi için bir şantaj vasıtası,birilerinden bir şeyler koparmak için silah,birilerinin işine karışmak için terbiyesizlik ve ukalalık aracı, birilerine yalakalık yapmak için hokkabazlık aracı olarak görmüyor.
Yazarın kimliğini açıklaması sizi rahatlatacak bir şeyse, günü gelir koç gibi açıklar,sizin de diliniz ve kaleminiz ait olduğu yere girer..
Herkes kendi işine baksın.
İşi bilmeyenler ise gitsin öğrenebiliyorsa öğrensin.
Çünkü gazetecilik ne banka hortumlama işidir,ne de başkalarının işine burnunu sokma mesleği..
Bilmem anlatabildim mi?
Ben anlatamadıysam,anlatmaya çalıştıklarımı anlayabilenler anlamayanlara anlatsın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder