23 Ocak 2008 Çarşamba

HALKA HİZMET

Dünyada en zor iş ve belki de insanın karşılığını görmekten haz duyacağı, ama kendisine hizmet edilenlerin asla tattırmayacağı şükran duygularının sebebi olması gereken halka hizmet mesleği artık iltifat edilmeyecek meslekler arasına giriyor.

Ne yazık ki gerçek böyle..

İnsanları başımıza yönetici seçiyoruz, sonra da burnundan kan getiriyoruz.

Asla takdir etmesini bilmiyoruz ve sabırsızlıkla kendilerinden kısa zamanda her şeyin arzu ettiğimiz biçimde gerçekleştirilmesini istiyoruz.

Ama oturup düşünemiyoruz ki, şartlar, imkanlar, taraf-etraf, çalışmak zorunda olduğu kadrolar nasıl ve nicedir?!..

Bu durumda ve bu gidişatla memleketin hizmetine talip olacak dürüst adam bulmak zorlaşacak..
Halka hizmet Hakk’a hizmettir derler.

Doğrudur.

Halka hizmet yerine bazı makamlara talip olarak hep kendine hizmet edenlerin memleketi ne hallere getirdiğini gördük.

Yakın geçmişi bir hatırlayalım.

Türkiye’de Hükümetle Cumhurbaşkanı arasında cereyan eden bir gerginlik yüzünden içine girdiğimiz kriz halini bir düşünün..

Bugün habire paçasından çekiştirdiğimiz Başbakan ve Hükümet üyeleri geceli gündüzlü bu memleketin zararına mı çalışıyorlar?

Türkiye’nin hemen hemen bütün yolları çift yönlü hale geliyor. Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı birimlerin gece-gündüz,yaz kış demeden yol yapmaya devam ettiğini görüyoruz. Şehirler arası yollarda seyahat edenler görüyor.Ülkemizin tüm karayolları ıslah ediliyor.
Bütün bunlara ilaveten İstanbul’da denizin altına müthiş bir tünel yapılıyor.İnşaallah kısa zaman sonra Hükümetin altına imza attığı dev yatırımlar hızla bitmiş ve milletimizin hizmetine sunulmuş olacak.

Türkiye 1963 Ankara anlaşmasıyla bir üyesi olmaya karar verdiği Avrupa Birliği ile bir türlü müzakere masasına oturamıyordu.Bazı tümüyle karşı çıkmalara rağmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda artık dönüşü olmayan bir istikamette hızla ilerlediği görülüyor.

Bu kolay olmamıştır. Kolay oldu diyen varsa sormak lazım;”Daha evvel neden bu başarılamamıştı ? “diye

Ülkenin bütçesinde artık insanın başını döndüren açıklar söz konusu değil.

Türkiye dış borç bulmakta güçlük çekmiyor.

Tüm dünyada tepkisel değerlendirmelere maruz kalan Dünya Bankası kredilendirmeleri ve IMF programları şimdiye kadar benzeri hiçbir ülkede görülmeyen biçimde sadece ve sadece Türkiye’de uygulanıp müsbet netice alınıyor.

Türkiye’de hiç görülmemiş icraatlara en güzel örnek,milyonlarca ilköğretim okulu (İlk ve Ortaokul) öğrencisine okullar açılır açılmaz kitapları devlet tarafından bedava dağıtılıyor olmasıdır. Bu öyle kolay bir iş değildir.

Türkiye borçlarını ödeyebiliyor. Çiftçisine, işçisine,memuruna ve tüm çalışanlarına hep enflasyonun üzerinde ücret ve maaş artışı sağlıyor.

Enflasyon bu hükümet kurulmadan önce 3 rakamlı sayılara tırmanmıştı. Bugün tek rakama çekilmektedir.

Bu yıllardır başarılamayan bir durum değil midir?

Elbette çok iyi şeyler oluyor.
Artık Türkiye turizm gelirlerini katlayarak arttırıyor.

Gelen turist sayısında ve bıraktığı döviz miktarında ümit verici artışlar görülüyor.

Türkiye’nin yollarındaki lüks araba sayısı Almanya dahil bir çok Avrupa ülkesinde artık görülemiyor. Ama Türkiye’de son model otomobile biniliyor. Yollarda artık lüks otoların yanında binlerce Jip dolaşıyor.

Bu durum refahın hızla arttığını ve tabana yayıldığını göstermiyor da nedir?

Bütün bunları kim sağladı?

Elbette halka hizmet için kolları sıvayan seçilmiş yöneticiler.

Bugünkü Hükümeti enti-püften meseleler ile meşgul etmek, Türkiye’nin gündemini saçma-sapan konularla doldurmak,Başbakan ve Bakanlar hakkında mesnetsiz iddia ve ithamlarda bulunmak,kamuoyunu bu propagandalar ile bıktırmak,usandırmak gerçekten haksızlık sayılmalıdır.

Bu yazdıklarımız mevcut hükümeti ibra edici mahiyette kabul edilecek şeyler değildir.
Bugün başka bir hükümet olsaydı yaptığı işler ve verdiği hizmetler sebebiyle aynen böyle destekleyici ifadelerde bulunurduk. Çünkü hakkaniyetle hareket etmek gerekir.

İnkarcılık,kasıtlı olarak karşı duruş ve belden aşağı vuruş ne bize ne de ülkemize fayda sağlar..
Halka hizmeti Hakk’a hizmet sayan ve bu uğurda her fedakarlığı yapan, tabir yerinde ise, bizlere hizmet için kendi hayatından fedakarlık eden, her kötülüğe katlanan, haksızlıklar karşısında yutkunup duran ve ağzını açıp iki kelime konuşmayan, sanki milletin yöneticisi değil de bir kölesi gibi görülen ve kendisine böyle davranılan yöneticilere gerçekten gıpta ile bakmak lazımdır.

Herkes bu zillete, bu haksızlığa ve bu zulme, iftiraya, kötülük etme arzularına karşılık hizmetine sağlıklı biçimde devam edemez.

Aşk olsun bunun aksini yapanlara.
Yüce Allah emeklerini yağlı, umurlarını daim ve hayırlı etsin.

Hiç yorum yok: