“Selâm", bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi için hayır temennisinde bulunmasıdır.
Selamlaşmak, karşıdaki kişi ile ilgi kurmak ve o, kişi için emniyet ve güven vermektir.
Milletlerin geleneklerine göre selamlama şekilleri çeşitlilik arzeder. Dinimizde selam verme kısaca, “Esselamü Aleyküm” veya “Selamün Aleyküm” şeklindedir. Kendisine selam verilen kişi de “ve aleykümüsselam” şeklinde karşılık verir.
Bunun anlamı “Allah’ın emniyet ve güveni sizinle olsun” demektir.
Mü’minlerin birbirleriyle karşılaştıklarında selamlaşmaları dinimize göre sünnettir. Verilen bir selamı almak ise Müslüman için yerine getirilmesi gereken bir haktır.”
Söze selâmın gerekliliğini içeren bir ayetle başladım.
Bu gün selâmlaşmanın faziletlerini anlatırken okuyanlara bir fayda sağlamış olmanın huzurunu da yaşamak istedim.
Selâm vermek her şeyden önce karşılıklı ilişkilerde iyi bir başlangıcın temelidir. İnsan ilişkilerini güçlendirici özelliği olduğu gibi toplumda kaynaşmayı,dayanışmayı arttırma özelliği de vardır.
Peygamber efendimiz “Size, aranızda sevgiyi artıracak bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız ve verilen selamı alınız’[1] “Ey insanlar, selamı yaygınlaştırınız...”[2] buyurmaktadır.
Eğer faydalı olmasa peygamberimiz selam vermenin gerekliliği üzerinde durmazdı.
Selâm müminler arasındaki muhabbetin sağlamlaşması yaradığı gibi, sosyal barışın gelişmesini de sağlar.
Elbette herkes “Esselamü Aleyküm” veya “Selamün Aleyküm” şeklinde selam vermeyebilir. Esasen doğru ve güzel olanı ,sünnete uyanı budur.
Ancak günümüzde kullanılan “günaydın, merhaba, iyi günler, hayırlı sabahlar, gibi karşılaşıldığında iyi dilekler içeren sözcükler de insani ilişkilerde önemli yer tutar.
İyi ve güzel dilek dilemenin, karşısındakine güzel sözlerle hitabetmenin hiçbir zaman zararı olmayacağı gibi , kalbi yumuşatıcı özelliğinden dolayı bilakis faydalar doğuracağı muhakkaktır.
Rabbimiz cennete giren müminlere ilk olarak selam ile hitap edecektir. Kur’an bunu şöyle ifade eder.
‘Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup Cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve Cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin.”
İnsanların birbirlerine güzel sözlerle hitabetmesi, diğerlerini de etkiler. Bir toplulukta karşılıklı saygı ve sevgi davranışlarının artması o topluluğun işlerinin daha düzgün gitmesine,kavgaların en aza inmesine sebep olur.
Hoşgörülü davranışlar,iyi niyetli yaklaşımlar önce kişiler arasında gelişir ve alışkanlık halini alırsa kişiden kişiye , kişilerden topluluğa,topluluktan da diğer topluluklara ve en nihayetinde tüm topluma yayılır ki bu da tüm milletin huzur içinde , sağlıklı ve düzgün giden ilişkiler içinde yaşamasına vesile olur.
Selâmın bir diğer fazileti de , yeryüzündeki Müslümanların birbirini tanıyıp, kaynaşmasına da vesile olmasıdır. Dünyanın neresinde giderseniz gidin “Selâmün Aleyküm” dediğinizde karşınızdaki Müslüman ise size hemen cevap verecektir.
Yabancı dillerdeki selâmlaşmaları da kullandığınızda yine karşınızdaki size saygılı bir şekilde davranacak ve selâmınızı kabul edecektir.
Çünkü selâm sosyal barışın, insanlar arasında sevgi ve muhabbetin gelişmesini sağlayan önemli bir sebeptir.
Bu noktadan hareketle güzel ahlakın birinci basamağı olan selâmlaşmayı alışkanlık haline getirmemiz elbette önce bizlere faydalı olacaktır.
Evimize girdiğimizde eşimize,çocuklarımıza güler yüzle vereceğimiz selâm daha kapıdan ilk girişte olumlu sonucunu verecektir.
Yolda tanımasak dahi yanımızdan geçene ,arkadaşlarımıza, alışveriş yaptığımız esnafa selam vermemiz Allah’ın hoşnutluğuna vesile olur.
(Enes bin Malik’in rivayetine göre Peygamberimiz yolda oyun oynayan çocuklara bile selam verirmiş.)
Kötü söz ve davranışlar ise sahibine aittir. Elbette kötü sözler kullananlar ve bunu alışkanlık haline getirenler gerek toplum içinde gerekse Allah indinde makbul olmayacaklardır. İnsanlara güzel sözlerle yaklaşmanın faziletleri düşünüldüğünde kötü söz, davranış ve hallerden süratle uzaklaşmak aklın ve vicdanın gereğidir. Aklını ve vicdanını birlikte kullanamayanların vay haline.
Ne acı bir durumdur ve ne zavallı bir görünüşe sahiptirler.
Tüm bunları bilerek güzel davranmak, günahtan kaçınmak gerekir .
Karşımızdakine kötü sözler sarf etmek , hoş olmayan sıfatlarla hitap , toplum içinde kabûl görmeyecek kelimeler söylemek ve davranışlarda bulunmak önce bize zarar verir sonra da topluma.
Yazımı yine bir ayet meali ile bitirmek istiyorum:
Yüce Allah buyuruyor ki:
Ey iman edenler!... Zannın (şahsi kanaatlerin) çoğundan kaçının. Çünkü bazı zanlar (şahsi kanaatler) günahın tâ kendisidirler. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Yek diğerinizi arkadan çekiştirmeyiniz. İçinizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bu sizin için tiksindirici bir şeydir. Allah'tan korkunuz. Çünkü Allah (c.c.) tövbeleri kabul eden ve çok esirgeyendir.
-Hucûrat Sûresi, âyet: 12-
Selâm ile…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder