3 Nisan 2009 Cuma

ELVEDA SEVGİLİ MUHSİN, ELVEDA YİĞİT ALP EREN




Şimdi herkes sana ağıt yakıyor.
Şimdi herkes senin için yas tutuyor.
Şimdi herkes üzülüyor.

Ama sanmıyorum ki hiç kimse sana benim kadar üzülsün.
Çünkü sen ve ben bu davanın yeni ufuklara doğru yelken açtığı günlerin bugüne kalmış iki garibi idik.

Sen bir derneği partileştirdin.
Bir ulu davanın her yönüyle örnek lideri oldun.

Görüyorum ki beklenmeyen bir zamanda şehadetini duyan herkes, senin kıymetini bir milletin en üst değerleriyle eş tutmada tereddüt etmedi.

Şimdi görüyorum ki bu yalan dünyaya yeterince kıymet veren sen ve aynı anlayış, aynı ahlak, aynı şeciye ve seviyede ben ve benim gibi binlerce kardeşin şimdi seni aklından çıkaramıyor ve gece gündüz ağlayıp dua ediyor.

Sonsuzluğun Sahibi” ne gitmeyi bu kadar arzu ettiğini kısa zaman önce öğrenmiştim. Ama gerçekten bu kadar arzu ettiğini asla düşünememiştim.
Görüyorsun değil mi bu “Gardaş”ının ne kadar zavallı olduğunu?

Nereden bilebilirdim ki, senin beton hücrede, zulüm tabutluğunda yazdığın o şiir, kabul olmuş müstecab bir duandır!

İnşallah senin her duan Hak katında böyle kabul görmüştür.

Bütün milletimizi eleme gark eden üfulün,senin bir dava adamı olarak ne kadar kıymetli olduğunu herkes, her kesim ve her fikir ve düşünceden insan tarafından kabul edilmesine vesile oldu.

Onun için şimdi herkes sana ağlıyor.

Şimdi bu hali müşahade eden senin o yüksek ruh gözünün ebedi bir saadet içinde ebedi hayata nazar ettiği ve geride kalan milyonlarca duacın için Yüce Yaratan’dan hayır ve rıza dilediğin muhakkaktır. Bunu hiç kimse bilmese ben bilirim sevgili kardeşim.

Çünkü sen ayağında bir tarafından sürekli su alan ayakkabına bakmaksızın, bir ulu davanın bayraktarlığını da buz gibi kar suları ayak ucundan ciğerine kadar üşüttüğü bir yiğit delikanlı olarak elde tutmuştun.

Türk- İslam ülküsü uğruna yapmadığın fedakarlık kalmamıştı.

Bu davanın ve bu yüksek ülkünün Allah Rızası için önderliğine soyunmuş ilkeli ve yüce ruh asaletine sahip eşsiz Lideri sen idin.
Bu asil dava uğruna sana işkence yapanlara bile kötü gözle bakmaz, kötü söz söylemezdin.

Bunu hangi nefis sahibi yapabilirdi ki?

İşte sen böyle bir insandın sevgili Muhsin.

Seni böyle bilmeliydi herkes.

Netekim böyle biliyor şimdi.

O sebeple; seni bugün Tacettin Dergahına emanet eden yüz binlerce duacın ve milyonlarca dava arkadaşın değil, siyaseten seni onaylamayan ve senden ayrı düşünen nice insanımız şimdi aynı duygu ve düşünceler içinde hazin ama tam da senin istediğin gibi Büyük Birlik ruhuyla ardından dua ediyor.

Büyük Birliği gerçek iktidarına taşımayı acı kaybınla gerçekleştirdin.

Vefatıyla İktidarını ebedileştiren başka insan bilmiyorum.

O sadece sana nasip oldu benim sevgili Gardaşım.

Elveda sevgili Muhsin.
Elveda Yiğit Alp Eren,

Firakına kimseye olmayacak kadar tahammülsüzlük duyacağım.
Seni hiç unutmayacak ve son nefesime kadar dualarımda seni anacak ve tabii ağlayacağım.


Hüseyin TANRIKULU

huseyintanrikulu@yahoo.com

“NE P......TLUK BİLİYORSAN YAP!”

Geçenlerde Emekli Albay bir dostumuzla karşılaştık.

Bendenize “ Hüseyin bey aktif gazeteciliği neden bıraktınız? Sizi dikkatle takip ediyor ve çalışmalarınızdan hayli yararlanıyorduk. Mesleğinizi erken terk etmediniz mi?”dedi.

Bu soruyu bana sıkça sorduklarını ve tüm bizi tanıyan dostlarımızın yarı sitem dolu ifadelerle basın-yayın hayatından niye böyle erken çekildiğimizi sorduklarını belirterek şöyle cevap verdim:

“-Beyefendi bendenizin hangi tarafsız, müstakil ve siyasi angajmanı ve saplantısı olmayan bir basın yayın kuruluşunda çalışmamı tavsiye ederdiniz?” dedim.

Yani bana çok sorulan bu soruya bir soruyla cevap vermiş oldum.

Aramızdaki sohbet ve Türk basını üzerine söyleşimiz uzunca devam etti. Ama değerli dostumuz ısrarla bendenizin haksız olduğu şeklindeki görüşünü tekrarlayıp durdu.

Daha önceki yıllarda yazdığımız yazı, haber ya da röportajları hatırlattı. TV programlarımın kalitesine vurgu yaptı. Katıldığım hararetli TV oturumlarında ne denli doyurucu bilgiler verdiğimi ya da ne kadar haklı bir fikir mücadelesi içinde yer aldığımı dile getirdi.
Ve ekledi: "Hüseyin Bey sakın bunları bir iltifat kabul etme.”

Çoğu dostlarımız da şu görüşleri ileri sürüyor ve biz bunlara verilecek cevap bulamıyoruz.

“ Görüyorsunuz gazeteci arkadaşlarınızın halini. Kimi bir partiye yandaş olmuş, ha bire millete o partiyi yutturmaya çalışıyor. Kimi darbecilerle işbirliği peşindeymiş. Kimileri bazı gazete patronlarının aylık 25 Bin Liralık (Yani 25 Muhabirin alacağı maaş kadar) transfer ücretiyle yazarlığa başlayabiliyor. Piyasada her konuda ahkam kesen, gece gündüz o kanal senin bu kanal benim dolaşıp birileri adına yırtınan meslektaşlarınızı ve kimi sözüm ona üniversite hocalarını gördükçe bu kesimden nefret eder duruma geldik. Allah aşkına Türkiye bu 15-20 kişinin çıkar çiftliği mi? Biz bu dar kafalı birilerini seyir etmeye, okumaya ve izlemeye mecbur muyuz?”

Siz bendenizin yerine olsanız ne cevap verirsiniz bilemem ama benim hepsine verdiğim cevap değişmiyor:

“- Basınımız ne zaman para babası holding sahiplerinin kontrolüne girdi, düşündük ki ya bu patronların emrine gireceğiz ve onlar her konuda ne derse ve ne düşünürse ona uyacağız, ya da izzet-i ikbal ile bu camiadan çekilecek ve yerimizi patronların uşaklarına terk edeceğiz. Bizim eski ve unutulan adıyla Bab-ı Ali’den çekilmemiz böyle olmuştur. Bizi daha yakından tanıyanlar bilirler ki, mesleğin zirvesinde iken bu çekilmeyi tercih etmiş bulunuyor ve şimdi sadece bu yazıyı okuduğunuz portalda yazıyoruz.”

Gelelim yazımızın başlığına:

Bir Tıp Profesörü olan, bir Üniversite kurmayı başarabilecek kadar marifetli olan ve bir de televizyon kurup, kendisini memlekette önemli bir söz sahibi durumuna getirmeye çalışan bir patron; televizyonunun en üst düzey yetkilisine yerel seçimlerde Hükümet partisinin oyunu azaltmak ve taraftarlığını yaptığı Muhalefet partisi’nin oyunu da arttırmak için şu talimatı veriyor:

“- Ne p...tluk biliyorsan yap!”

Bu talimatı aldığını kendi sesinden dinliyoruz.

Gazeteci ve TV Yöneticisi arkadaş, programına aldığı Muhalefet partisinin İstanbul Başkan adayına haberlerinde genişçe yer vermeyen bir medya kuruluşuna da “ P...tluk ettiği “gibi son derece galiz bir ifade ile saldırıyor.

Allah aşkına söyler misiniz bunca p...tluğun içinde veya kenarında bulunmak ister miydiniz?

Bizim yerimize olsanız bu kadar ayağa düşürülmüş bir meslek içinde faal bulunmak ister miydiniz?

Kimi döneklerle, kimi soysuz hırsızlarla aynı çatı altında görev yapmak ve sadece bazı patronların emir ve talimatına göre iş yapmak size giran gelmez miydi?

Fikir namusunuzu birkaç kuruşa feda eder miydiniz?

Türkiye’de nefret ettiğim bir kadrolaşma sitilinin hakim olduğu ve fikrin değil, menfaat mülahazalarının, basit kişisel çıkarların icabına göre davranmanın pirim yaptığı çok karanlık bir dönemde icrayı faaliyet eden bu medya karanlığında boğulacağıma bugünkü konumumda ölmeyi tercih ederim..

Genelleme yaptığımız sanılmasın yine de fikir namusuyla hareket eden az sayıda yani ekalliyette kalmış gazete ve gazetecilere elbette sözümüz yoktur.

Onların var olması için daima duacıyız.

Zira Basını hür ve hür vicdanlı olmayan bir ülkede, demokrasi, doyumsuz ve hırsız patronların tröst çarkları arasında öğütülür ve bir gün tamamen çöker ve tahrip olur.

O sebeple basın, milletin müşterek sesi olmak durumunda ve zorundadır.
Yamyamlaşmış, doyumsuz, para babası patronların değil!
Sözün özü budur.

Haa, p...tlara veya p...tluğu kabul edecek kadar aşınmışlara gelince;
Söylenecek söz bulmakta zorlanıyor insan.

Bu memlekette ele geçirdikleri düdükleri öttürmeye devam ededursunlar bakalım.
P...tluklarına devam etsinler.

Elbet bir gün yaptıklarının bu topluma ne büyük bir kötülük olduğunu anlayacaklardır.
Ama iş işten geçmiş olacak o başka..


Hüseyin TANRIKULU

huseyintanrikulu@yahoo.com




25 Mart 2009

NUMAN KURTULMUŞ VE YÜKSELEN MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİ




İçinde bulunduğumuz yerel seçim sürecinde en olgun,en olumlu ve en doğru siyasi kampanyayı kimin sürdürdüğünü düşünüyorsunuz?” diye bir soru sorabilsem, eminim ki herkes hemen Prof.Dr.Numan KURTULMUŞ diyecektir.

Bir kısım vatandaşlarımız iktidar ve muhalefet partisi Liderlerinin adeta bir horoz döğüşü gibi habire birbirine hakaretli sataşmalarla meydandaki insanları kendisine oy vermeye çağırmasının beyhude bir davranış olmadığını düşünebilir. Ama eminim ki, vatandaşlarımız bunca sıkıntıya rağmen, bir de üstüne üstlük insanlarımızın sinirini bozmaktan öte bir değeri olmayan meydan nutukları sebebiyle iki büyük partiyi ve liderini onaylamamaktadır. Hatta halkın çoğunluğu bu Liderleri söylemleri sebebiyle kınamaktadır.

İktidarın ile Muhalefetin başı bir yerel seçim için halka neler vaat ettiğini bir türlü dile getiremezken, Saadet Partisi Lideri Sayın Numan KURTULMUŞ’un gerçekten Yüksek perdeden olumlu bir siyasi çalışma yapması halkın takdirini kazanmıştır.

Global ekonomik kriz dünya ülkeleri içinden en fazla bizi sarsarken, teğet edebiyatı en çok tenkid edilen tedbirsizlik ifadesi olarak yorumlanagelmiştir. Türkiye bu korkunç sarsıntıyı yaşarken, meydanlarda çaresizlik içinde her liderin ne diyeceğini merak edip toplanan vatandaşlarımızın hali gerçekten acınacak bir durum olmaktadır.

Türkiye tarihinin en büyük işsizlik krizi ile cedelleşmekte, ama Hükümet otomotiv patronlarının elinde kalan malları satabilmesi için Özel Tüketim Vergisi’nin düşürüldüğünü “Tedbir” olarak yutturmaya çalışmaktadır.

Yani ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin bile değil, 50 Milyar verip otomobil alın diye adeta milletle alay edilmektedir.

Kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlarca insanı dürüst olmamakla suçlamak da bu sıkıntılı tavırların üzerine tüy dikmek olmuştur.

Ama Milli Görüş’ün yeni siyasi Lideri Prof.Dr.Sayın Numan KURTULMUŞ bu seçim kampanyası sebebiyle Türkiye’nin yeni siyasi yıldızı olarak parlamış, her konuda olumlu karşılanan açıklamalar yapmış ve büyük takdir toplamıştır.

Halkımızın, basın yayın kuruluşlarının, sivil toplum ile hatta resmi kimi güç odakları ve çevrelerinin takdirini toplamayı başarmıştır.

Bizim çok yakından tanıdığımız ve hatta değerli bir dava arkadaşımız olarak her yönü ile öteden beri takdir edip saygı duyduğumuz genç, ilkeli, dinamik, dürüst ve çok çalışkan bu Yıldız Liderimizi herkesin iyi takip etmesini tavsiye ediyorum.

Saadet Partisi’nin genç Lideri Prof.Dr.Numan KURTULMUŞ hakkında bugün ve yarın hep aynı ama hep müspet değerlendirmelerde bulunacağımızı ve kendisine bu kadar itimad ettiğimizi bilhassa altını çizerek belirtmek istiyoruz.

Evet, Türkiye gerçek Milli Görüşçü yeni bir Lider ile tanışmıştır ve kucaklaşmıştır.

Sayın Numan KURTULMUŞ, tevazu sahibi bir insandır. Bizim kendisine her konuda kefil olabilecek kadar inanılır biri olduğunu söylememiz bile yetersiz bir ifade sayılmalıdır. Zira davasına sadakatle sarılmış, ilkelerinden asla ve hiçbir şey için vaz geçmeyecek bir kişiliğe sahip olduğunu herkes bilmektedir.

Hatırlayınız, geçen genel seçimler öncesi Başbakan Erdoğan kendisiyle bir görüşme yapmış ve bazı ikbal vaadlerinde bulunmuştur.Ama Sayın Numan KURTULMUŞ’un cevabı kesin olarak “HAYIR!” olmuştur.

Biz biliyoruz ki, Sayın Numan KURTULMUŞ şahsi ikbal peşinde olan bir insan değildir. Ahlaki olgunluğu, inançları, içinden geldiği sosyal çevre ve daha önemlisi ailesinden aldığı değerler O’nu önümüze ideal bir Lider olarak koymuştur.

Memleketimizde nice Numan Beyleri yetiştiren değerli Büyüklerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.

Bendeniz bu yazıyı bir siyasi Lideri methetmek kastıyla yazmış değilim.

Yabancısı olmadığım Saadet Partisi kadroları içinden elbette tek Lider çıkacaktı. Ama Liderlik vizyonu, kapasitesi ve kabiliyeti kazanmış çok sayıda kardeşimiz ve arkadaşımızın aynı camia içinde yer aldığını Allah’a şükran vesilesi kabul ediyor, çok değerli Numan Beyefendi’nin muvaffakiyeti için daima duacı olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Ayrıca herkesin kendisini iyi takip etmesini ve yapılacak ilk genel seçime kadar Numan Bey’i anlamaya çalışmasını diliyorum.


Hüseyin TANRIKULU

huseyintanrikulu@yahoo.com



17 Mart 2009