23 Ocak 2008 Çarşamba

DOKUNUŞLAR

Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk her nasılsa Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le bir görüşme yapmış.

Daha sonra da bu görüşmeden aldığı ilhamla veya aldığı izlenimlerle bir yazı yazmış. Ama bu yazıyı gazetesinde imzasız yayınlamış.

İlhan Selçuk’un yazdığı ifade edilen bu yazı diğer gazeteciler tarafından çok önemsendi ve derhal yorumlanmaya başlandı.

Öyle de olmalıydı zaten. Çünkü Cumhuriyeti kaç kişi okuyor ki?

İlhan Selçuk gibi düşünen demokrat yazarlarımız sütunlarına alıp daha çok kişinin okumasını sağlamayacaklar da kim yapacak bu görevi?

Bize de tümünü yorumlamak kalıyor tabi..

İlhan Selçuk, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yazdığı yazısında, Türk solu’nun kalitesini ve demokrasi anlayışını bir kere daha ortaya koymuş oldu.

Bakınız efendim neler yazmış ve ne kadar önemli kerametler (!) buyurmuşlar :

2007’ye doğru Türkiye Cumhuriyeti büyük bir sınav yaşayacak ve gerilimden geçecek gibi görünüyor. Çünkü Başbakan ve Meclis Başkanı, takiyyeyi bir yana bırakarak geleceğe dönük programlarını ilan etmişlerdir.”
…….” Bu yolda yürürlerse, Sayın Cumhurbaşkanı ister istemez anayasal görevinin gereğini yerine getirmek zorunda kalacaktır ki Çankaya’nın bu tutumunu ‘ taraf tutmak’ diye nitelendirmeye çalışmak hukuk devleti mantığına aykırı davranmaktan gayrı bir içerik taşımaz.”

İlhan Selçuk bu yazıyı ne amaçla ve neye dayanarak yazdığını ve ne kastettiğini soran bir gazeteciye de “ Ben Cumhurbaşkanı’nın sırdaşı değilim” diyor. “ O nedenle ne düşündüğünü bilmem” diye ekliyor. Yine keramet yumurtladığı cevabında: “ Anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla elinden gelen her şeyi yapacak” diyor.

Bu solak hazretlere göre, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmalı. Ama bu seçime Başbakan Tayip Erdoğan’ın katılıp seçilmesi mutlaka önlenmeli!..

Peki bu nasıl olacak?

Sadece Başbakan’ın değil, herhangi bir AK Partilinin aday veya Cumhurbaşkanı olması da engellenmeli!..

Bu konuda demokrasi, devlet geleneği, Millet iradesi, Milletvekillerinin Millet adına karar verme hakkı, (nasıl olacaksa)
“Anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla”, “Cumhurbaşkanı’nın anayasal görevinin gereğini yerine getirmek zorunda kalması” ile engellenecek!..

Bu konuda yorum yapmanın bile aklıselim sahibi bir insan için çok cahilce bir iş olacağını düşünüyoruz.

Asıl yorumu bu acayiplikleri ibretle izleyen halkımıza bırakmanın daha doğru olacağını düşünüyoruz.

Ha…Unutmadan kaydetmekte fayda var: Daha işin başında Türk solunun, yani demokrasiyi, anayasal düzeni, hak hukuk edebiyatını, tarafsız olma ve düşünme olgusunu, laikliği, ilericiliği kimseye kaptırmayanların millet iradesine ne kadar saygılı olduğunu böylece bir kere daha öğrenmiş olmaktan mutlu olalım!

Üzüldüğümüz bir noktayı da tebarüz ettirmeden konuyu bağlamayalım:
Efendim, acaba Sayın Cumhurbaşkanı günü dolduğunda Çankaya’ya kendi seçeceği birini mi oturtacak?

Böyle bir şey mümkün mü?

İlhan Selçuk kendileriyle yaptığı görüşmenin ardından nasıl oluyor da böyle bir yazı yazarak ülkemizin yetiştirdiği ve önemli bir Hukukçu olduğu kabul edilen Sayın Cumhurbaşkanı üzerinden “ Anti-demokratik” varsayımlarda bulunuyor?

Yoksa Türkiye’de Cumhurbaşkanlığını “Seçilen” birine bırakmamak için bizlerin bilmediği bir gizli formülleri mi var?

İlhan Selçuk veya bu imzasız başyazıyı yazan kişiler mi bu memleketin üstün iradesini temsil ediyor, yoksa Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi?

Şimdi Türk Milleti, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu saçmalıkların kendi Devlet anlayışı ile de hukuk teamülleriyle de siyasi geleneklerimizle de alakalı olamayacağını açıklamasını bekliyor.
Takdir Yüce Makamındır. Belki de bu yazı yayınlanmadan Köşkten bir açıklama yapılmış olabilir.
Buna ihtiyaç olduğunun takdirini en iyi yapacak olan da tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımızdır.

MEHMET AĞAR’IN AÇIKLAMALARI

DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet Ağar Afyonkarahisar’da yaptığı bir konuşmada: “ AKP’nin tek alternatifi DYP’dir”demiş.

Desenize AKP’nin işi iş!..


DENİZ BAYKAL’I İZLERKEN..


CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ı dikkatle izliyor musunuz bilmem.

Son zamanlarda ne kadar hırçın, ne kadar sinirli ve ne kadar gergin değil mi?

Bir Ana Muhalefet Partisi Lideri olarak Sayın Baykal’ın hırsından korkuyor insan..

Bu mu politikanın raconu diye düşünüyor ve sonuçta bir fikre varamıyoruz.

Yarın seçim olsa CHP acaba bu hırçın Lideri ile ne netice alacak diye doğrusu ciddi ciddi düşünüyoruz.

CHP’li değerli dostlarımız da hiç bizim kadar düşünüyor mu,
ne dersiniz?

Hiç yorum yok: