Yazının başlığını gören dostlarımız “Tamam,herhalde kanserin ilacı bulundu “ diye merak içinde kalmış olabilirler.
Evet.
Bu korkunç çaresiz hastalığın yani Kanserin ilacı henüz bulunmadı!..
Zaten vardı.
Nasıl mı? ilaca muhtaç,mutazarrır ve zalim hastalığın pençesinde inim inim inleyip “ilaç haberi” bekleyen milyonlarca insan belki de bizim gibi ilaca kavuşma imkanı bulan çok sayıda kanser hastasının aldığı müjdeyi işin başından alamadı.
Müjdeyi alamayanlar ilacı da alamadılar,belki de ilaçsız hastaların teslimiyet ve çaresizliği içinde , Cenab-ı Zülcelal vel Kemal hazretlerinin rahmetine, gufranı’na koşup gittiler.
Kavuşanlara ,af ,mağfiret ve gufran nimetine erişenlere ne mutlu.
“ DOKTOR ÖNCE BANA SÖYLE”
Gelelim şimdi kanser müjdesi’ne…
Birkaç günlük zayıflama ve mide ağrısının ardından doktora gidiyorsunuz. Bir sürü tetkik,araştırma ve incelemeden sonra; doktorunuz “ Bir gün sonra Eşinize veya doktor olan Kızınıza sonuçları ve neler yapılacağını bildireceğini “ söylüyor.
- Hayır !..diyorsunuz. Bana söyleyemeyeceğiniz şeyi ,Eşime veya Kızıma söyleyemezsiniz!..
Bu katı ve kat’i tavır aslında hastalığın mahiyetini anlamanın da bir belirtisidir.
Doktorunuz : “Efendim,üzgünüz ama mide kanserisiniz. Hayli geç kalınmış, derhal ameliyat olmalı ve tedaviye başlamalısınız “diyor.
Doktorun göz bebeklerine odaklanmış gözlerinizi tam anlamıyla buruk bir duygu buğusu kaplıyor. Birkaç saniye içinde bütünüyle 60 yıla yaklaşmış ömrünüz bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor.
Sonra ; sonrası nihayet her fanide olduğu gibi ölümle neticelenecek olan bir seyyare macerası…
Ameliyat,tedavi ,üst üste hastalıklar,sıkıntılar,sıkıntılar…
Tabii ki bunların hepsi hayal olacak. Ölümden kurtuluş var mı ?
2000’li yılların büyük Müceddidi, İslam’ın kutup yıldızı İmam-ı Rabbani Hazretleri’ ne bir talebesi üzülüp-ezilerek soruyor :
- Canım hocam. Hayat nedir,bize tarif eder misiniz ?
Mübarek şu cevabı veriyor:
- Hayat bir hayaldir.
Yani dünya seyyaresine 60 veya bilmem kaç yıl süren bir ziyaretin ardından, masiva’da bile izi kalıp kalmadığını bilemeyeceğimiz bir hayal ; Ömür hayali…
Netice olarak malum son’a yolculuklar devam ediyor. Sizin yolunuza da kanser denilen bir maraz çıkıyor. Kanser olduğunuzu teşhis eden Doktorunuza ;
“Bana bu müjdeyi verdiğiniz için size minnettarım. Çok teşekkür ederim “ diyorsunuz.
Yüzünüze acıyarak ve üzüldüğünüzü düşünerek bakıyor , iki elini indirip yana açarak yüzünü de buruşturup ;
- Sizi üzdüğümün farkındayım.Ama bunu siz istediniz ,bu vak’aya bir müjdedir dediniz.Ben bunun bir müjde olabileceğini kinayi bir ifade olarak kabul ediyorum.Sizden özür diliyorum. “ Batı dünyasında uygulanmaya başlayan yeni yaklaşım kanserli kişiye hastalığını hemen söylemektir. Biz de bazı hastalarımıza bunu yapıyoruz” diyor.
Doktorun bu ifadelerini siz tevilcilik olarak değerlendiriyorsunuz. Oysa ,siz bunu “gerçek bir müjde “olarak algıladığınızı O’na izah edemiyor,içinizi kaplayan buruk duygu ve heyecanla evinize dönüyorsunuz.
Kansere yakalanmışsınız. Hem de en HABİS,yani YAYILMACI VE KÖTÜ HUYLU olanına…
Ve siz bunu bir MÜJDE olarak kabul ediyorsunuz ; hem de önemli bir müjde…
Çünkü yaşınız altmışa dayanmış. Dolu dolu bir hayat yaşamışsınız. İyi bir ailenin kök ağacında en alt dallarda “ermiş” bir meyve gibi düşeceğiniz “mev’ud “ vakti bekliyorsunuz.
O vakit ki ,sizi ya Maşuk ile Aşığının kavuştuğu mutlu,sessiz,yorgunluksuz yeni hayatınıza başlama vakti olacak,ya da büyük azapların temerküz ettiği bir çukurdaki yeni çilelerin başlangıç vakti…
O çukur,iman ile göçene aslında Cennet bahçelerinden bir bahçe olacak. Oh ne güzel. Ebediyetin kapısında Cennet bahçesine dalıvermek ne büyük saadet…
Bunu anlamak ve bunu hissetmek inşallah herkese nasib olur.
Kanserli ve düşünen sade bir insan olarak bir yıllık hastalık mücadelemizin nasıl cereyan ettiğini yazacağız.
Bu yazıyı kanser hastalarına şifa temennilerim ve dualarımla kaleme aldım.
Sizlere,herkese ,Doktorlara,hastalara,Sağlık Örgütlerimizin ve Bakanlıkların,Devletin ve Hükümetimizin hep şikayet edilen,ama hiç teşekkür edilmeyen mercilerine ve onların politikalarına bir nebze değişik bakış açısı kazandırması dileğiyle ,çok sevdiğim gazetemde ,eski bir mensubu olmakla iftihar ettiğim Türkiye Gazetesi’nde bu yazı dizisini hazırladım.
İnşallah herkese yararlı birer mesajımız ulaşmış olur. Kansere yakalanmış insanlarımızın yaşadıkları zorluklar ve kolaylıklar iyice anlaşılır.
08/Mart/2005- Türkiye Gazetesi yazı dizisi
3 Ekim 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder