Kesin tarihini hatırlamıyorum ama, bunda 20-25 yıl kadar önce Rusya’dan İsviçre’ye bir grup Ortodoks Rus muhaciri gelmişti.
Bu göçmenlere ülkenin Zürih başta olmak üzere bazı şehirlerinde ikamet izni verilmişti.
Rus göçmenlerin de kendine göre dini vardı, inancı vardı. İbadethaneye de ihtiyaçları vardı.
Bazı şehirlerde bir Ortodoks kilisesi kurmak istediler.
Buna İsviçre hükümeti hemen karşı çıktı:
- Biz Laik bir ülke değiliz. Katolik bir toplumuz. Burada Ortodoks kilisesi yapamazsınız!..
Rus göçmenler İsviçre mahkemelerine baş vurdular.
Dini özgürlük istediklerini ve kendilerine ibadethane yapma izni verilmesini istediler. Mahkeme ise konuyu halk oylamasına götürme kararı aldı.
Sonunda halk oylaması yapıldı. Referandumda, Rus göçmenlere kilise yapma izni çıkmadı.
Göçmenler bunun üzerine Yüksek mahkemeye baş vurdu. İş uzadı da uzadı..
Sonunda göçmenler direndi ve Avrupa Adalet Divanı’na gitme tehdidi ile kısıtlı sayıda kilise yapma izni kopardı.
İsviçre böyle bir memleket işte..
Hani şu medeni kanunumuzu aldığımız İsviçre!..
Sözüm ona hak, adalet,demokrasi, medeniyet denildiğinde ilk akla gelen gelişmiş Avrupa ülkesidir İsviçre..
Oysa bana göre dünyanın en üçkağıtçı toplumudur.
Tüm dünyanın hırsızlık kara paralarının bekçisi İsviçre’dir.
Yani kara para aklayıcısı bir ülke.
Dünyada ne kadar silah kaçakçısı varsa serveti İsviçre’dedir.
Dünyada ne kadar eroin, kokain kaçakçısı varsa onların haram serveti de İsviçre bankalarında yatar.
Bu ülkede yetmiş iki buçuk milletin fertlerine yer vardır. Yeter ki hırsızlık parası olsun.
İsviçre Avrupa Birliği’ne bile üye değildir.
Üyelik için başvursa alınır mı bilmem?
Hoş Avrupa Birliği’nin tüm karakteristik özelliklerini üzerinde taşıyan acayip bir ülkedir ya!..
İsviçre’de 300 bin dolayında Müslüman yaşamaktaymış.
Tabii bu kadar Müslümana ibadethane de lazım. Netekim yapmışlar. Bazı camilerine minare de yapmışlar. Ama kimi İsviçreli kefereler bundan rahatsız olmuş.
Rus göçmenleriyle aynı dinden ama ayrı mezhepten olduğu için anlaşamayan bu kafa hiç Müslümanlara tahammül edebilir mi?
Tutturmuşlar “ Minare yapamazsınız” diye..
Hikayenin sonunu biliyorsunuzdur. İsviçre Hükümeti konuyu halk oyuna götürmüş.
Sonuç “ İsviçre’ye minare yapılamaz!” şeklinde çıkmış. Başka ne beklenirdi ki?
Bizim Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da “ Avrupa’yı içselleştiremediğini” belirterek İsviçre’yi yumuşak bir üslupla tenkid etmiş. Yine de Allah Razı olsun. Dışişleri Bakanımızın da kulakları çınlasın!..
MECLİSİMİZİN KOLTUKLARI
Yeri gelmişken şu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ceylan derisi kırmızı koltuklarına dair kamuoyunda dolaştırılan dedikodulara da değinmek isteriz.
Efendim, Çevre Bakanımız Veysel Eroğlu önemli bir tespitte bulunmuşlar:
-Bu turuncu koltukların rengi insanı tahrik ediyor ve hırçınlaştırıyor!
Kültür Bakanımız da meclisin koltuklarını beğenmediğini belirterek, genel kurulu konser salonuna benzetiyor.
Bakın başımıza gelenlere..
Dr. Mustafa Kalemli’nin siyasi hayatına son vermelerinden belliydi bu koltukların turunculuğu….
Ah turuncu koltuklar ah!..
Sizi atıp birkaç Trilyon daha harcasalar da bu defa krokodil derisinden koltuk yaptırsalar memlekette sorun kalmaz.
Bu ara bazı mobilyacılar yolunu bulur. Bakarsınız yeni bir skandal daha yaşanır. Ama olsun. Memlekette bu Meclis yapısıyla yapılabilecek en hayırlı hizmet, Sayın Vekillerimizin sinirlerini yatıştırma adına yapılacak koltuk yenileme işidir.
Meclis Başkanımıza hararetle tavsiye ederiz!
Memlekette ne kadar resmi kotuk varsa çöpe atılıp yenilense daha iyi olur. Hani piyasaya biraz hareket de gelir. Durgunluktan canımız çıkacak!..
Vah Vah Vah!..
Hüseyin TANRIKULU
01 Aralık 2009
3 Aralık 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder