Son zamanlarda şu meşhur Kürt açılımı ya da yumuşatılmış adıyla demokratik açılım tartışmalarının harareti soğumadan şimdi de bir " Ermeni açılımı" dinamik toplum hayatımızdaki gündemsel yerini aldı.
Şimdi sizlere Ermenice olduğu zannedilen ama hiçbir ermeninin de anlamadığı bir cümle okutacağım. Belki sizler bu kangren olmuş sorunun gündemde bir başka biçimde yani "Açılım" biçiminde yer alışını bizim anlayamadığımız bu cümlelerle anlamlandırabilirsiniz.
İşte size bu renkli cümleler:
"..Madem ki lifansis parakalov, aman Agop danzırt danzırt ya pusesim puses, ya da gıldirim gıdıres tantastirik kalov.."
Ermenice mi? Hayır.Bu cümleyi ermeni dostlarımıza sorduk. Ermenice olmadığını söylediler.
Rumlara sorduk, çingenelere sorduk; anlayan olmadı..
İçinde Agop ismi geçtiğine göre, ermenicenin diyalekti olabilir mi diye düşündük, dil bilimcisi dostlar o da değil dediler..
Anlayacağınız anlaşılması muhal bir cümle..
Tıpkı ermeni sorunu gibi..
Anlayabildiğimiz kadarıyla,Ermenilere de bir açılım imkanı sunuyoruz..
Bu öncelikle sınırların açılımı biçiminde olacakmış.
Sınırları değil, kucağınızı,yüreğinizi, sofranızı,kesenizin ağzını açıp yaklaşsanız bu Ermenilere yaranabilir misiniz?
Onlarla anlaşabilmeniz mümkün müdür?
Tutun ki bir şekilde anlaştınız;
Viyana'da makamında Ermeni ASALA militanlarınca kurşunlanıp Şehid edilen Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil'i bize geri mi verecekler?
Onlarca diplomatımızı bir hiç uğruna katleden bu alçak katilleri affedebilir misiniz?
Bunu hangi insani duygu ve düşünce ile yapabilir ve Ermenilere el uzatabilirsiniz?
Bunu yapmak kala kala AK Parti Hükümetine mi kaldı?
Ne olacak Ermeni işgali altındakiYukarı Karabağ sorunu hakkında Türkiye'nin ortaya koyduğu ve şimdiye dek izlediği siyasi strateji?
Türkiye bu konudaki kesin diplomatik tavrını ve politikasını bir kenara atabilir mi?
"Ermeni açılımı " imiş..
Nedir bunun mahiyeti?
Yoksa bir türlü anlaşılamayan ve "Dursun bu akan kan" temennisinden öteye gitmeyen ve kan üstüne kan akıtmaya devam eden eşkıyalığa karşı tasarlanan anlamsız açılım gibi bir şey mi? Yoksa sorun çözücü bir yaklaşım mı?
İnanınız bendeniz ikinci ihtimale hiç şans veremiyorum.
Birinci açılımda muhatap eşkıya sürüsüdür...Bunu kabul etmeyen ve eşkıyalık saymayan siyasi temsilcilerinin iddiası, Türkiye Cumhuriyeti Devletini eşkıya başı ile muhatap konumuna getirmektir. Bunu açıkça ilan etmekteler. Bize ne kalıyor? Taviz üstüne çıldırtıcı yeni tavizlerle olayı eşkıyanın lehine sayılacak bir siyasi konuma elimizle iteklemek mi?
Maalesef durum bu olmasa da böyle görünüyor.
Ermeni meselesinde de gizlice varılan anlaşmalar ve düzenlenmiş protokollerden söz ediliyor.
Doğrusunu isterseniz biz buna ihtimal verenlerden olmak istemiyoruz. Ama bakınız 7 Nisan 2009 tarihinde burada yayınladığımız bir yazıda neler yazmışız:
"Obama Türkiye’deki temasları sırasında üstü kapalı olarak Türkiye’den bazı taleplerde de bulundu. Ermenistan sınırını açmamızı istedi. Ermenistan meselesindeki görüşünün kayıt altında olduğunu ve bu görüşün soykırım’dan yana olduğunu ima etti. Ama O’na bu konuda aldığı bilgilerin kaynaklarını hiç soran olmadı. Yanlış bilgi ve saplantıların önemli ve stratejik müttefik olan iki ülkenin taşımaması gereken çürük enformasyonlar olacağını bilmeleri gerekirdi.Ama Obama bizim Dışişleri Bakanı ile Ermenistan Dışişleri Bakanı’nı bir araya getirip konuştu. İsviçre Dışişleri Bakanı’nın da bu görüşmede bulunması, akla bir “ Zürih Konferansı” düzenlenmesi talebinin taraflara bildirildiği ihtimalini getirmiştir."
Şimdi geldiğimiz bu noktada bizim ortaya koyduğumuz iddia resmi açıklamalarla da doğrulandığına göre, söylenecek ne kaldı bilmiyoruz.
Amerika istedi bu açılımlara başlandı dediğimiz zaman biz de yanlış mı yazmış olacağız.. Birileri bize de hakaret mi edecek?
Etse ne yazar?
Gerçeği inkar etmek mümkün olmadığına göre, kimin altta kalacağını artık siz düşünün!..
Konumuz "Ermeni açılımı" olduğu için, şimdilik yazılabilecek şey;" Aman Agop danzırt..Ya pusesim puses, ya da gıldirim gıdıres.." olacaktır.
Bunu biz anlayamadık.
Anlayabilen bir Ermeni ya da Türk varsa da beri gelsin!..
Ama Obama'nın aylar önce ne demek istediğini biz iyi anlamış olmalıyız ki bunları yazabilmişiz.
Dış Politika konularında başarılı olabilmek çok zordur. Bu düşmanla futbol maçı seyrederek daha zor bir hale gelir.Siz bu maçı deplasmanda seyredersiniz ama elin oğlu rövanşı izlemeye gelmek için şartlar ileri sürer.Siz " Açılım" dersiniz, Ermeninin oğlu, işgal ettiği Azerbaycan toprağı Yukarı Karabağ'dan çekilmek için bu topraklara yerleştirdiği ve hakim nüfus kitlesini oluşturan Ermenilere danışılıp öyle karar verileceğini söyler. Böylece siz golü yemiş olursunuz. Sonra da anlamsız ve içi boş bir açılımdan medet umarsınız.
Acı ama gerçek budur.
"..Aman Agop danzırt danzırt.."
.
.
6 Eylül 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder