9 Eylül 2009 Çarşamba

AÇILIM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER


"Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle,ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk"


Yukarıda okuduğunuz cümleler bendenizin yıllardan beri hicranla okuduğum çok önemli ve üzerinde daima titizlikle durulmayı gerektiren müthiş bir nasihatı içermektedir.
Türkiye Cumhuriyetini kuran büyük insan Gazi Mustafa Kemal'i dilinden düşürmeyen ve Atatürkçülüğü kendi tekelinde zanneden zavallı batı uşaklarının okuyup anlaması gereken cümlelerdir bunlar.

Türkiye'yi ve Türk milletini yeterince tanımayan,anlamayan ve asla da tanıyıp anlamak istemeyen kimi zavallı beyinsizlerin anlaması gereken nasihattır bu.. Ama heyhat, kimse şimdi bu anlayışın ucundan kenarından geçmemekte, asla bu ülkeyi, bu vatanı, bu coğrafyayı ve bu devleti yeterince anlayacak feraseti gösterememektedir. Bu suçlamayı herkese yöneltebilirsiniz. İstisnasız herkese..

Bilhassa da yatıp-kalkıp Atatürk diyenlere..

Şu halimize bakınız,neleri tartışıyoruz. Ne açılımından söz ediyor ve kimlerin ağzına bakıyoruz ve kimlerin nasihat ve arzularına göre kendimize çeki-düzen vermeye çalışıyoruz?!..Kiminle pazarlık yapıyor ve eşkıya başlarının kamplarından verdiği mesajlara kulak kabartıyor ve buna göre formül oluşturmaya çalışıyoruz.
Bir yandan da şehid cenazelerinde ağıt yakmaya devam ediyoruz.

Eşkıya bizi Ankara'daki temsilcilerini kullanarak olmayacak bir pazarlığa razı etmeye çalışıyor. Yani meş'um bir geleceğe ram etmeğe çabalıyor.

Bunu kabul etmenin ve bir biçimde hazmetmenin ve de " Ne yapalım bu kan akmaya devam mı etsin?" gibi bir teslimiyet gerekçesine sığınmanın ve bu gerekçeye koca Türk Milletinin ve Koskocaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin rıza göstermesini beklemek acı?

Bakınız ne acı bir durum!..

Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşıyoruz. Yani Atatürk ve arkadaşlarının büyük Milletimizle el ele verip kurtardığı vatan topraklarında kurulan Cumhuriyetin vatandaşları olarak şahid oluyoruz bu acı duruma…

Ama ne yazık ki nasıl bir devlet gücüne nasıl bir Millet cevherine ve nasıl bir milletler arası etki ve etkinliğe sahip olduğumuzun farkında bile değiliz.

Oysa;Türkiye büyük Avrasya coğrafyasının merkez ve eksen ülkesidir.Günümüzde birinci öneme sahip enerji yükü coğrafyanın da en önemli kavşak ülkesidir.Hazar petrol ve doğal gazı için maliyet/verim açısından en uygun çıkış noktası konumundadır.Yani Türkiye,enerji sorunu bakımından istikrar anahtarı bir ülkedir.
Tarihi İpek yolunun üç önemli kıta için köprüsü konumundadır.

İletişim avantajları açısından en önemli haberleşme ve transfer merkezi sayılmaktadır.

Öte yandan,medeniyet,Din, Ticaret ve diğer ekonomik ve sosyal "açılımlar" için eşi benzeri olmayan ve imkanları açısından dengi bulunmayan bir ülkedir Türkiye..

Ama maalesef basiretsiz siyasetçiler, içimizde besleyip büyüttüğümüz ve gözümüzün içine baka baka yıllardan beri Atatürk'ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yer alma fırsat ve imkanına kavuşup, Doğu ve Güney Doğu kürt halklarını köle gibi çalıştıran, yerine göre devlete karşı isyanında ve hıyanetinde onların yanın yer alan, bunu da masum insani gerekçelere dayandırıp bir şekilde pazarlık konusu yapan, hıyanetin bedeli olması gereken idam cezasını Batılı dostlarının arzu ve desteği ile kaldırtan,sonra İmralı'daki bebek katili için " O da bizim Atatürk'ümüz" diyecek kadar ileri gidip af talep eden hıyanet şebekesi için bir açılımdan söz edip duruyoruz.

Türkiye binlerce insanının hayatına kastetmiş bir eşkıya sürüsünü özgürlük savaşçısı gerillalar olarak görüp asla muhatap kabul edemez. Türkiye Yugoslavya değildir. Irak hiç değildir.Bu ülkenin gücünü, milletinin devlete olan sadakat ve sahiplenme duygusunu hala bir türlü anlamayan varsa, bir kalleşlik sonucu eşkıya kurşunu ile Şehid olabileceğini bile bile otogarlarda şenlik yaparak sevinç içinde askere giden milyonlarca Civanmert Kınalı Kuzuları düşünsün.

Artık Türkiye'nin Avrupa'dan nasihat alması değil, emir alması gibi bir durum söz konusu ise herkesin şapkayı önüne koyup iyice bir düşünmesi gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin her zamankinden daha çok bir Beka endişesi oluşmuştur. Bu beka davasının İstiklalimize kastedecek ölçüde vahim bir safha oluşmadan gündemden düşmesi zarureti hasıl olmuştur.

Bugün ülkenin gündeminde yer alan " Açılım " planı mevcut siyasi iktidarın bir manevrası ise bu iktidarla birlikte ortadan kaybolacaktır.

Eğer bu açılım bir Devlet Projesi ise, eşkıya başını muhatap almadan İktidarın da Muhalefetin de toplumun bütün fertlerinin de onayından geçmesi gereken ve İstiklalimizi zedelemeden hayata geçirilmesi gereken bir proje halinde ele alınmalıdır.Aksi ise bu ülkeye büyük zararlar açabilir. Herkesin hesabını buna göre yapması gerekmektedir.


.

Hiç yorum yok: