Şu tartışılan demokratik açılım ya da Kürt açılımı konusunda bize göre bir arpa boyu yol alınamamıştır.
Kimse kimseyi kandırmaya kalkışmasın…
Herkes çözüm ya da açılım konusunda hükümetin veya geniş algılamayla Devletin ne düşündüğünü, dillerin altında ne olduğunu tam ve net bir biçimde öğrenmeden veya anlamadan fikrini ortaya koymamaktadır.
Şimdiye kadar süreç denilen şeyle ilgili olarak Sayın İçişleri Bakanı'nın temas ettiği kesimlerin hepsi aynı şeyi dile getirmişlerdir.
"…Akan kan dursun, analar ağlamasın, yeter artık…"
Yani 25 yıldır söylenen şeyler tekrarlanmıştır.
Buna " Kellim kellim lâ yenfa" demekten başka yorum götürmek mümkün değildir.Tercümesi "Konuş, konuş, sonuç yok!"
Bu bir devlet projesi değil mi? Yoksa hükümetin çözüm denemesi mi?
Yoksa ; dilimiz varmıyor ve böyle bir şeyi milli hassasiyetimize yediremeyeceğimiz gibi, yabancıların bir projesi veya dayatması mı?
Kesin bir dille ifade etmeliyiz ve çok ısrarlı biçimde de iddia etmeliyiz ki bu açılım operasyonu maalesef bunlardan "hiçbirisi" olmaya aday bir debelenmedir.
Maalesef !...
Bu kanaate nereden vardığımızı ve bu hükmü nasıl verdiğimizi izah etmek için, tamamıyla milli bir siyasi kesimin , her bir sivil inisiyatif odağının ve her bir vatandaşın ap-ayrı şekil ve düşünce ile yaklaştığını göstermek yeterlidir.
Yani bu ne menem bir demokratik açışım ki, her kafadan bir ses çıkmasına yol açmıştır.
Türkiye demokrasiye bu kadar uzak bir ülke midir?
Konunun adı "Kürt açılımı" ise inisiyatif Türkiye Cumhuriyeti Devlet'inde değil de katil eşkıyalar topluluğunda mı?
Elbette ve hiç şüphesiz inisiyatif Devlettedir.
Zira, Zafer Bayramı mesajında ,Sayın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un söylediği bir cümlenin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor.
Sayın Başbuğ aynen şöyle konuşmuştur:
"- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçe'dir."
Bu cümlenin son iki kelimesini defaatle okuyup değerlendirmek lâzımdır.
Yani Ulus devlet varlığı asla hiçbir açılım-saçılım gibi projelere konu ve malzeme olamaz..
Mesele bu kadar nettir.
Bundan önceki iki yazımızda belirttiğimiz gibi herhangi bir gizlilik gereği yoksa bu açılımın detayları açıklanmalı ve herkes ne yapılacağını bilmeli ve ona göre ne diyecekse demeli, ne yapacaksa yapmalıdır.
Nitekim tüm halkın, tüm siyasi parti ve kesimlerin, hatta parlamento üyelerinin ortak görüşü budur.
Ne olduğu bilinmeyen plân ve projelere kimse ciddiyetle yaklaşıp, katkıda bulunmaz.
Şimdi herkesin beklentisine cevap vermek, elbette hükümetin işidir.
Mesele öyle fazlaca tartışılacak bir mesele değildir.
Türk Milleti bu kanın durmasını istemektedir.
Ama eli kanlı eşkıyaya taviz vererek ve insaf ederek bunun yapılmasına herkes karşıdır.
Çözümü siyasi sorumlular yani hükümet bulmak zorundadır.
Muhalefet partileri ise varsa çözüm ihtimali hükümete destek vermekten başka hiçbir şey yapmamalıdır.
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise asla yanlış yapmaz."
Zira Millet yanlışı affetmez.
.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder