9 Ağustos 2009 Pazar

Konuşa Konuşa Çözüm



.

Şimdi herkes bir çözüm muhabbetinde.

Yani yıllarca kabul edilmeyip, binlerce vatandaşımızın hayatına mâl olan ve sonradan yani 25 - 30 yıl sonra devlet yönetimindeki zevatın "kürt sorunu vardır" diye önümüze koydukları meselenin çözümü.

Bu mesele nasıl çözülür, ne yapalım da çözelim diye kaygılananlar şimdi "açılım" adı altında, ardı arkası gelmeyen karanlık bir pazarlık tüneline dalmış durumdalar.

1991 yılının 17 Eylül günü merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Romanya'nın başkenti Bükreş'te bir resmi ziyarette gazeteci olarak yer aldık.

Ziyaretin son akşamı merhum Cumhurbaşkanı Bükreş Büyükelçiliğimiz Rezidansında gezisini izleyen gazetecilerle uzunca süren bir gece sohbeti yapmıştı. O tarihte Bükreş Büyükelçimiz olan değerli dostum Tugay Uluçevik Özal'ın önüne bol miktarda kuru pasta vs servisi yaptırmıştı.
Merhum Cumhurbaşkanı hem konuşuyor hem sorulara cevap veriyor ve hem de durmadan yiyip içiyordu.

Bir gazeteci Özal'a PKK terörünün nasıl önleneceğini, bertaraf edileceğini ve dökülen kanın nasıl durdurulacağını sordu.

Bu soruyu yönelten solcu gazeteci arkadaşımız sorusunda PKK'nın bir federasyon talebinde bulunduğuna da değinmişti.

Rahmetli Özal üzerine basa basa tırnak içinde " Bu mesela ilanihaye silahla çözülmeye çalışılacak bir mesele değildir, silah zoruyla değil konuşa konuşa çözeceğiz" demişti.

Özal Pkk'nın federasyon talebinde bulunduğu iddiasını karşılıksa " Bakın görüyorsunuz Avrupa'nın en önemli federasyonu Yugoslavya bile dağıldı. Türkiye'nin üniter yapısını bozmadan bir çözüm bulunacaktır." şeklinde cevap vermişti.

Ertesi gün bizim makut ve malûm basınımız "Özal federasyonu konuşalım" dedi diye yazdı.

Rahmetli bunu defaatle tekzip eden açıklamalarda bulundu. Ama bir kesime bunu anlatamadı. Çünkü o kesimin maksadı merhum Özal'ı tenkit ve tepki seli ile karşı karşıya bırakmaktı.
Yani Özal'ı yıpratma adına tezviratta bulunuluyordu.

Bendeniz bu konuda canlı şahit durumunda olduğum için çok sayıda yazı yazdım.
Aradan 18 yıl geçmiştir.
Şimdi devlet ve hükümet yetkilileri başta olmak üzere herkes PKK terörünü sona erdirmek için birileriyle konuşulması gerektiğini savunuyor.

Basınımızın şanlı şöhretli kimi PKK dostları da aralarında olan 12 adam ile Türkiye'nin her konuya şaşı bakan, kimi aklı evvel nevzuhur kötü adamları meseleyi konuşa konuşa çözelim diye tepinip duruyorlar.

Dün silahla değil, konuşarak çözebiliriz diyen Özal'ı olmayacak biçimde tenkit edenler bu gün ülkemizi Kürt sorununa konuşarak çözüm bulma yoluna itmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bir çözümü konuşmak için yeni açılım politikası izleyen ya da bu yöntemle yeni bir çözüm stratejisi oluşturmaya çalışan herkes şunu çok iyi bilmelidir ki, PKK ve onun siyasi sözcüleriyle, binlerce şehit Mehmetçiğin kanını hiçe sayarak, hedefi meş'um bir pazarlığa girişemez.

Bu meselenin çözümü PKK eşkiyasını azdıran ve onların dağdaki silahlı eşkiyalığını resmen, fiilen, açıkça ve alenen destekleyen politik kadrolarla konuşarak çözülemez.

"Konuşmadan nasıl çözüme ulaşabiliriz? Kan dökülmesi devam mı etsin? Başka nasıl çözülecek?" gibi sorularla milletin temayülünü değiştirmeye çalışanlara söylenecek sözler şöyle olabilir:

"Çözüm formülünüzü hiç vakit kaybetmeden tüm milletin doğru ve net olarak anlayacağı şekilde açıklayınız. Detayları belli olmayan ve bilinmeyen bir siyasi çözüm asla benimsenmeyecek ve destek bulmayacaktır. Bu böylece bilinmelidir. Zira Türk Milleti zorla ve haksız dayatmalarla kendi geleceğini tehlikeye atacak hiçbir siyasi karara ve anlaşmaya izin vermeyecektir. Şimdi herkes hesabını buna göre yapmak zorundadır."
.
.
.
Yazılarım http://www.afyonkocatepehaber.net/ sitesinde yayımlanmaktadır.

Hiç yorum yok: