6 Kasım 2009 Cuma

İŞLER BOZULUNCA

İstanbul dünyanın aynası gibidir. Ayna ama sıradan bir ayna değil, kristal bir ayna...

Dünyanın başına ne gelirse İstanbul’un bunu ilk hisseden şehir olması dikkate değer bir ayrıntıdır.

Küffarın, bulunduğumuz coğrafyaya tasallutunun en çok İstanbul’u, tabii ki dolayısıyla Türkiye’yi derinden etkilemiş olduğunu son yarım yüzyıl içinde yakinen hissetmiş, müşahade etmiş bulunuyoruz.

Bu gözlemlerimize rağmen alınabilecek siyasi sosyal ve ekonomik tedbirleri zamanında alamamış olmanın maddi ve manevi çok büyük zararlarına katlanmak zorunda kalmışızdır.

Üst yanımızdan başlayarak ülkemizi yakından ve derin bir biçimde etkileyen olayları gözden geçirecek olursak, yukarıdaki tespitlerimizin ne kadar haklı ve doğru olduğunu bir kere daha teslim edeceksiniz.

Sovyetler Birliği bir dizi reformlar sonucu, yani Mihail Gorbaçov’un meşhur Perestroyka ve Glasnost devrim aygıtlarının bu “Süper Gücü” parçalayan etkisinden sonra, dizlerinin üstüne yıkıldı. Sovyetler Birliği’nden kala kala Rusya Cumhuriyeti kaldı. Ardından Bağımsız Devletler Topluluğu’nun doğduğu kuzey komşumuzda insanlar uzunca bir zaman her şeyden mahrum yaşamaya mahkum oldular.
Açlık, sefalet, işsizlik ve çaresizlik Rusları ve Rusya’da yaşayan insanları mahvetti.

Ülkenin kültürlü bir topluma ait olmasının yanında esasen maddi kaynaklarıyla birikimlerinin yeterli bulunması Rusların kısa zamanda toparlanmasını sağladı ama Türkiye bundan çok etkilendi.

Müspet ve menfi anlamda etkilendiğimiz gelişmelerin Rus halkına büyük yürek acıları yüklediğini kimse inkar edemez.

Rus kadınlarının çaresizlik içinde ülkelerini terk edip, Türkiye başta olmak üzere kimi komşularına dağılarak, geçim sıkıntısı sebebiyle ırz ve namuslarından fedakarlık yaptıklarını ve birkaç dolar para uğruna insanlar için en değerli şey olan gurur ve haysiyetlerinden olduklarını gördük.

Türkiye’den kazanılan birkaç dolar ile bavullarına Rusya’da satabilecekleri birkaç tane giyim eşyası koyup döndüler ve bunları satıp evlerini idare etmeye çalıştılar. Uzunca bir süre bu kötü ticaret ve çilenin devam ettiği herkesçe biliniyor. Bu durumun ülkemize sadece pespayelik ve ahlak dışı ilişkilerden doğan hastalıkları getirmekten öte bir yararı olduğunu söylemek zordur. Allah’tan, artık eskisi kadar bavul ticareti de kalmamış, öbür ticari faaliyetler de azalmış gibi görünüyor.

Geçelim Bulgaristan ve Romanya tarafına..
Komşu artık Avrupa Birliği Üyesidir. Romanya da..

Onların da binlerce kadın-erkek insanlarını yakın geçmişte İstanbul sokaklarına saldıkları biliniyor. Erkekler amelelik yapıyor, otomobil yıkıyor, kazandıkları paraları memleketlerine yolluyordu. Artık şimdi gelmiyorlar. Avrupa ülkelerine gidiyorlar ve oralarda çalışıyorlar. Avrupa ülkelerinde çok kolay para kazandıkları da biliniyor. Zira çok ucuza çalışıyorlar.

Avrupa’lı dostlarımızın bize yaptıkları en büyük iyilik de bu oldu sanıyoruz.Ama bu komşularımızın da İstanbul’dan tüm Anadolu’ya yansıyan olumsuz etkilerini görmüş ve yaşamış olduk.
İstanbul’da Moldova, Ukrayna ve diğer eski Demir Perde ülkelerinden gelen insan akımlarının bizim toplumumuza verdiği zararları burada sıralamak istemiyoruz.

Bir zamanlar İstanbul Irak başta olmak üzere kimi Arap ülkelerinden gelen cepleri Dolar dolu turistleri ağırlıyordu.
Altlarında son model Amerikan Jipleriyle kara yolundan İstanbul’a gelen bu Müslüman turistlerden hiçbir zarar gördüğümüz söylenemez.
Onlar İstanbul ve Türkiye’den memnundular, biz de onlardan memnunduk.
Ama Batılı ülkelerin desisesi ve Irak ile İran’ın birbirine düşürülmesi bu mutlu ilişkileri zehirledi. Sekiz yıla yakın İran-Irak savaşının ardından Irak’ın Kuveyt’i işgali ile Amerika ve müttefiklerinin Kuveyt’i kurtarmak hesabı ve bahanesiyle Irak’a saldırıp bu ülkenin tüm değerlerini alt-üst etmesi ve yok etmesi bölgemizdeki tüm dengeleri bozdu. Daha sonra Saddam Hüseyin Rejimini yıkıp yerine demokrasi getireceği iddiasıyla Amerika’nın İngiltere desteğiyle Irak’ı işgal altına alması, Saddam Hüseyin’i yıkıp İdam etmesi bu ülkede telafisi imkansız zararlar doğurdu ve ülkeyi büyük bir kargaşanın içine itti.

Bu durumların dünyada ilk etkilediği ve zarar verdiği ülke Türkiye oldu. Ülkemizin Milyarlarca Dolar zarar ettiği biliniyor. İstanbul’un bu durumdan en fazla etkilenen şehir olduğu da biliniyor.

Özetle; Komşularımızda işler bozulunca bizim ülkemizde de işler fena halde bozuluyor. Bir de Türkiye’nin tüm komşularından sorumlu bir devlet olduğu şeklindeki değerlendirmeler ışığında ve de Türkiye’nin uluslar arası yükümlülükleri sebebiyle tüm gelişmelerden derinden etkilendiği bilinmektedir.

Şimdi Türkiye’nin etrafındaki komşularıyla sınırlardaki vize işlemlerini bile kaldıracak sıcak ilişkiler geliştirmesi, tarihteki birlik ve beraberlik ortamlarının benzerini inşa etmeye yönelmesi, Türkiye’nin düşmanlarını tedirgin etmeye başlamıştır. Ülkemizdeki aklını fikrini vahşi Batı’ya ipotek etmiş kimi satılmışlar da tir tir titremeye başlamışlardır. Hep bir ağızdan Türkiye’nin yüzünü Doğu’ya çevirdiğini, İsrail ile arasının bozulmak üzere olduğunu, Batı’dan kopmak gibi bir durumla karşı karşıya kalındığını savunmaya başlamışlardır.

Sanki Türkiye Batı’ya sıkı sıkıya sarıldı da onlar da çok kıymetini bildiler!..

İşler bozulmaya görsün..
Artık Batı’nın işleri ve desiseleri bozulmaya başlamıştır.

Ah bir de bizim ülkemizi içeriden rahatsız eden ve her gün hiç olmayacak uydurma huzursuzluklarla memleketin başını ağrıtan bir avuç beyinsiz takımı olmasa Türkiye hızla güç kazanacak ve şanlı tarihinde olduğu gibi ne diyeceğine ve ne yapacağına herkesin dikkat kesileceği bir ülke konumuna kısa zamanda gelecektir.

İnşallah yakın gelecekte bunu hep beraber göreceğiz.


Hüseyin TANRIKULU

http://www.afyonkocatepehaber.net/

Hiç yorum yok: