10 Ekim 2009 Cumartesi

IMF SAVAŞLARI

Türkiye’nin gündemindeki en canlı konu, İstanbul’da yapılan IMF toplantıları ile bu toplantılara yerli ve yabancı kimi gurupların protestoları ile bunlara tepkiler olmuştur.

IMF, yani Uluslar Arası Para fonu ile Türkiye arasında global kriz öncesi başlatılan görüşmeler bir türlü sonuçlanamıyor.

Kah bizimkiler sesini yükseltip olmayacak ve inanılmayacak açıklamalar yaparak kamuoyumuzun gazını alıyorlar, kah IMF Yetkilileri Türkiye’ye gelip yaptıkları açıklamalarla gazımızı alıyorlar.

Sanki IMF değil de Doğalgaz tüccarı mübarekler!

Halkımız ve bazı kesimler biliyor ki IMF’ye sırtını dayayıp selamete erişmiş bir tek ülke yoktur. Mesela, bir tarihler “ Ekonomik mucizenin gerçekleştiği” iddia edilen Arjantin’de El Turko lakaplı Carlos Menem İktidarı döneminde bu ülkede enflasyonun Yüzde 55’lerden tek rakamlı sayılara çekildiği iddia edilmiş ve bunda IMF’nin kredilendirmesinin etkili olduğu iddia edilmişti.

Atladım uçağa ve Arjantin’e gittim.

Gittim de gördüm ki; abartılarak Türkiye’de reklamı yapılan IMF himmetlerinin bu ülkeyi felakete götürdüğü açıkça görülüyor.

Çünkü Arjantin Cumhurbaşkanı Carlos Menem bu ülkede para eden ne varsa satışa çıkarmıştı. 90’lı yılların başında Arjantin’in özelleştirmeden 55 Milyar Dolar elde ettiği ve devlet bütçesinin bu suretle denk hale geldiği iddia ediliyordu.

Oysa, Arjantin’de halk kertenkele gibi sürünüyordu.
20 yıllık bir Lise öğretmeninin aldığı maaş kaliteli bir ayakkabı almaya yetmiyordu.
Ülkede talep sıfırlanmıştı. İnsanlar ekmek alacak durumda değildi.

Ama Türkiye’den bakıldığında Arjantin harika gidiyordu ve ekonomik mucize yaşanıyordu!..

Hatta bu ülkeden döndükten sonra Türkiye Gazetesi’nde kaleme aldığım yazı serisinde Arjantin'in çok geçmeden tümüyle çökeceğini yazmış ve o zaman bizim anlı şanlı ekonomi yazarı, akıllı geçinen kimi zevatın eleştirilerine muhatap olmuştum.

Hatta yabancı sermaye olarak Türkiye’den o tarihlerde Arjantin’deki Dupont firmasına Sabancı Holding’in de ortak olduğunu yazmış idim.

İşte aradan çok kısa bir zaman geçti ve IMF Reçeteleri Arjantin’i temelli ölüme mahkum etti.

Halk açlıktan yağmalama olaylarına girişti. Hükümetler yıkıldı. İş yerleri ve dükkanlar yakılıp talan edildi.

İşte IMF’nin ihya ettiği (!) belli başlı örnek böylece tarihe geçmiş oldu.

Sonunda Arjantin IMF’ye olan borçlarını ödemeyeceğini, buna imkanı olmadığını açıklayıp işin içinden çıktı.

Tıpkı Mişon’a borçlu yahudinin hikayesine benziyor.

Mişon Salamon’a borcunu ödeyemez. Her gece yatakta da rahat uyuyamaz.
Karısı bir gün neden bu kadar huzursuz olduğunu ve uyumadığını sorar.
Mişon karısına Salamon'a olan borcunu ödeyemediğini ve Salamon’un kendisini çok sıkıştırdığını söyler.

Evlerinin pencereleri karşı karşıya olduğundan, Mişon’un karısı gece yarısı bağıra çağıra Salamon’u uyandırır ve
Ulan sahtekar Salamon benim kocamın sana borcu var ya; o borcu ödemiyoruz tamam mı?..”

Sonra kocasına döner ve
Şimdi sen rahatça uyu , o sahtekar uyuyamasın kocacığım. İyi geceler” der.

İstanbul’da ülkenin tüm varlığını sömürdüğü gibi gözünü IMF’den gelecek paraya dikenler ve işini-gücünü buna endeksleyenler ile şimdiye kadar IMF reçetelerinin bir ülkeye nelere mal olduğunu bilenlerin savaşına şahit oluyoruz.

Her protesto için değişik yorum yapan topluma, Başbakanımızın yorumunun da eklendiği ve bu yorumun da yorumlanmakta olduğu görülünce IMF savaşının seyri gerçekten neşeli oluyor.


Hüseyin TANRIKULU

huseyintanrikulu@yahoo.com

Hiç yorum yok: